During World War II, millions of Jews from all over Europe are deported and killed in German concentration camps. When the German troops invade Norway, the Norwegian Jews feel safe and protected. But anti-Semitism knows no borders and as the war escalates in Europe, the situation changes drastically. Suddenly, their radios are taken away; their passports are stamped with a big J and one day, all the men men over the age of 15 are arrested and taken to prisons camps. Many of the women left behind are too frightened to escape and are desperately waiting for their husbands and sons to come back home. On November 26, 1942, hundreds of Jews are picked up by the police in the middle of the night and are transported to the dock in Oslo. Unknowing and frightened men, women, children, sick and old are forced on board the awaiting German cargo ship "SS DONAU". The ship leaves with 532 Norwegian Jews onboard; 302 men, 188 women and 42 children. The end station is Auschwitz.
Süre
126 dakika
İzlenme
43287 izlenme






Rica ederim efendim, ne demek.. Yine harikulade düşünceleriniz ile burada bulunmanız ve yorumlarımı okumaya değer bulmanızdan dolayı çok çok teşekkür ederim, var olun..
Filmler de bir yorum, yönetmen ve senaristin yorumu, ama biz izleyicilerin filme olan yorumları sinemayı tamamlayan değer katan bir çağrışım, filmin olmazsa olmazı..
Yorum; derin anlamları olsa da farklı yerlere çekilmeye müsait kişiye özel açıklamalardır, güzelliği de buradadır.. Filmler için de olsa bilimsel bir açıklamanın lamı cimi yoktur çürütmek için daha geçerli ve daha gerçekçi bir tez öne sürülmelidir, bundan dolayıdır ki kıvrılmalara yol açan yorumlarımız da her zaman aranılan olarak başı çekmektedir hele hele son yıllarda filmlerle bütünleşmiş bir yerde meslek dalı olmuştur..
Yine de derinliğini yakalayamadığımızda her iki taraf için de yani hem yazan hem de okuyan için yanlış anlaşılmalara sebebiyet verebilmektedir..
Şimdi geldik okumaya...
Bu tür yanlış anlaşılmaların önüne geçmek için yapmamız gerekenlerin en başında çok ve çeşitli okumak geliyor, insan okudukça bir donanım kazanıyor ve yükseliyor, bir değer kazanıyor, farklı olup farkını hissettiriyor..
Ne güzeldir...
Hiçbirimizin birbirine benzemediği bir dünyada yaşarken; farklılıklarımızı birbirimize yakınlaşmak için kullanmak, böylesine güzel alanlarda buluşmak, yıkıcı değil yapıcı olmak, anlayışlı olmak, anlatıcı olmak, hoşgörülü olmak, yardımsever olmak..
Bu sebeptendir ki dumanı tüten insanın için sıcacık yapan mis gibi yorumunuz ile yaptığınız olağan üstü övgüyü ben de okumaya atfediyor ve her bir değerli arkadaşımızın okuma gönüllüsü olmasını yürekten diliyorum..
Harikulade yorumunuz için bir kez daha yürekten teşekkürlerimle.. Bir sonraki buluşmamızı iple çekiyor, saygı sevgi ve selamlarımla esenlikler diliyorum..
Film için yazarken "Hollywood filmleri" kıyası ya da benzetmesi ile yapılan anlatım bence sarih. Fakat "teşbih" sanatı herkesin malumu olmayabiliyor demekki.
Saygıyla..
Yerinde uyarı ile verdiğiniz değerli bilgi için çok teşekkür ederim..
Hollywood; sert esen bir rüzgar, girdap oluşturan bir akım, takipçilerini yetişemese de her zaman peşine takan ve koşturan bir ekol..
Konunun özgünlüğü ve yaşandığı yer Avrupa elbette, buna rağmen genelde adresin sorulduğu merci Hollywood olmuştur..
Kültürü haline getirdiği II. Dünya savaşı konulu yapımlarda her şekilde kaliteyi en üstte tutmasına alıştığımız Hollywood; son zamanlarda ürettiği kalitesiz yapımları ve eksen kayması yaşadığı konuları ile gözden düşse de, savaşı bölgesinde yaşayan ülkeler tarafından o kadar mimlendi ki, hangi ülke üretirse üretsin savaşın farklı noktalarına eğilmiş izleyene bir şey anlatmayan filmler için yine onu suçlamaya başladım..
''Herkes senin gibi eski izleyici değil, bu filmi izleyip beğenenler vardır'' diyenler olabilir tabii ki, ama Hollywood'a saydırmam eskilikten veya yaşlılıktan değil..
Değişen dünya ile izleyici yapısı da değişti belli ki Hollywood'la birlikte dünya ülkelerinin film sektörleri de bu değişime ayak uydurmaya çalışıyor ya da değişime öncülük etmek istiyor, artık hangisine inanırsak..
Ben de ülkesine göre davranan, dünya film sektörünün amiral gemisi Hollywood'a karşı; düşük kaliteli yapımları için karşı çıkma olmasa da kabullenememeyi seçtim..
Bundan sonra ya izlediğimiz gibi olacağız, ya da olduğumuz gibi izleyeceğiz..
Değerli görüşünüz ile burada bulunmanızdan dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum..
Tüm eleştirel görüşlerinizi her zaman yorumlarıma bekler, saygı ve selamlarımla esenlikler dilerim...